Yenilenebilir Enerji kullanımının toplam enerji ihtiyacına oranı

İstatistikler, Türkiye Yorum Ekle

VERİ KAYNAĞI: EuroStats
Aşağıdaki analiz kişisel çalışmamdır ve KAYNAK BELIRTILEREK ozgurce kullanilabilir
(c) Ferhat Bingöl 2008

Avrupa Birliğinin istatistik kurumu EuroStats 2007 yılında üye ve çevre ülkelerin yenilenebilir enerjiler istatistiklerini yayınladı. Bu çalışma her sene yapılıyor ve 1991 yılına kadar veriler bulunuyor. Kullanılan veriler hidroelektrik, rüzgar, güneş, geotermal ve atıkyakıt üretiminin bir toplamı. Bu kısa analizde eldeki son verilere bakmakla beraber yaşanan trendi analiz etmeye çalıştım. Gelecekte yenilenebilir enerjilerin hibrid sistemlerle ayakta kalacağını düşündüğüm için verileri ayrıştırma gereği görmedim.

2003 ve 2006 yıllarındaki istatistikler ve trendler




Figür 1′de kesinleşmiş rakamlara göre yenilenebilir enerjinin toplam talebe oranı gösterilmektedir. Yenilenebilir enerji oranı yüzde 10′dan yukarı olan ülkeler analize dahil edilmiştir. Bu rakamlara göre Türkiye’nin bir çok Avrupa ülkesinden daha iyi görünmektedir. Ancak bu bir istatistik hatası, çünkü son dört yıllık trendin geçmiş 10 yıla göre açılımı yapılırsa Türkiye hakkında bir kaç önemli ipucu görünüyor. Figür 2′de üç Avrupa Birliği ülkesinin (Danimarka, Almanya ve Yunanistan) Türkiye karşısında nasıl bir gelişim içinde olduğu açıkca belli. Açığa çıkan ipuçları şunlar:

1) Bu üç Avrupa ülkesinin sabit bir yenilenebilir enerji politikası var. En kötü trend Yunanistan’da olsa dahi yine de artan ivmeyle giden sabit bir gelişim göze çarpıyor.
2) Rakamlar kullanılan yenilebilir enerjinin toplam tabele oranı olduğundan dolayı şöyle bir varsayım üretilebilir. Türkiye geçtiğimiz bir iki senede rüzgar ve güneş enerjisine büyük yatırımlar yapmaya başlamasına karşın, trendi kırmaya gücü yetmiyor. Bunun anlamı talebin Avrupa ülkelerinden çok hızlı artması olmalı.
3) İstatistiklere göre rüzgar ve bio enerjide Avrupa Birliğinin koyduğu hedeflere ulaşmayı başarmış tek ülke olan Almanya bile Danimarka’nın trendini yakalayabilmiş değil. Bu bence geografik olarak büyük olan ülkelerin trendin dışında sorunları olduğunun kanıtı.
4) Figür 2′de yer almasa da belirtmek gerekir ki Norveç ve İzlanda neredeyse tüm enerjisini yenilebilir enerjiden karşılıyor. İzlanda’da sadece yeteri kadar enerjiyi geotermal birimlerden sağlarken Norveç yüzde 100′lük başarısını karşın her sene artı eksi 2% olmak üzere öngörü sapması yapıyor ama yine de bu oranın altına hiç düşmüyor. Norveç hibrid enerjiyi devlet oplitikası olarka benimsemiş bir ülke ve bu sonuçlar hibrid enerjinin de gücünü göstermesi açısından önemli.

Öngörüler
Figür 2′deki trendler göz önüne alınırsa 2012 yılında yenilenebilir enerjinin toplam talebe oranı şöyle olacak:

Danimarka 53.1%
Almanya 21.2%
Yunanistan 13.6%
Türkiye 11%

Benim elde ettiğim yukardaki rakamlar AB ülkesi olanlar için aşağı yukarı AB’nin tahmin ettiği rakamlarla aynı (Türkiye için herhangi bir tahmin yapılmamış). Ancak, aynı trend devam ederse AB’nin hedef olarak gördüğü 2020 yılında oranlar bir hayli değişiyor:

Danimarka 88%
Almanya 37%
Yunanistan 19%
Türkiye 1%

Yeni AB poltikalarıyla Danimarka’nın Almanya ve Yunanistana bu denli fark atması pek mümkün olmasa da lider olacağı kesin (tek rakibi Avusturya olabilir). Bunun yanısıra Almanya ve Yunanistan artan trend gücüyle talebi karşılayabilirse 55% ve 35% seviyelerine ulaşabilir (analizi son 10 sene değil de son 5 sene olarak yaparsanız, bu açıkca görülüyor). Trendin Türkiye için kötü sonuçlar gösterdiği belli ancak son iki yılda yapılan atılımlar ve enerji politikasındaki gelişmelerle oranın 1% gibi bir rakama düşmesi bence imkansız.

Sonuç
Yeni yayınlanan yasa tasarılarıyla son kullanıcı yenilenebilir enerjiye teşvik ediliyor olabilir, ya da son yapılan RES ihalesinde dağıtılan lisans sayısı bize umut veriyor olabilir, ancak nükleer enerjinin pazara girmesiyle oran yine de düşecek. Ben %1′lik bir rakam tahmin etmesem de Türkiye’nin bu enerji politikasıyla 2020 yılında yüzde 20′yi yakalaması için şunları yapması gerekiyor:

- teşvikleri arttırılması
- lisans ihalelerinin daha sık yapılması ancak şartların ağırlaştırılıp pazara daha çok uzman yatırımcının girmesinin sağlaması
- enerji tasarrufunun teşvik edilmesi (AB istatistiklerinde trendlerde sağlanan başarı, enerji akıllıca kullanılmasının da bir göstergesi)
- bir ya da bir kaç yenilenebilir enerjinin değil TÜM yenilenebilir enerji dallarının şebekeye girmesini sağlayacak bir öngörünün tasarlanması gerekiyor.
- son maddeye ek olarak, şebekenin her türlü enerji kaynağına giriş izni verebilmesini sağlayack bir altyapının HEMEN ŞİMDİ tasarlanması, üniversitelere bu konuda teşvik verilmesi

Saydığım olası ‘yapılması gerekenler’ listesi Türkiye’deki bir çok uzman tarafından da zaten biliniyor. Mesele bu dinamiklerin markete nasıl adapte edilmesinin gerektiği ki bence Türkiye’deki sorun burada yaşanıyor.

En büyük açılım devletin bir ‘devlet politikası’ olarak gelecek 30 seneyi hemen şimdi planlaması gerektiği. Ben, varsa, böyle bir politikadan haberdar değilim. Olsa idi, doğal gaz alımı konusunda bu denli belirsizlik olabilir miydi? Enerji talebinin bu kadar çok arttığı bir ülkede büyük şirketleri enerji pazarına girmesine karşın 2006 yılından beri yenilenebilir enerjide artan bir trende girilememesi bence sadece talebin hızlı artışı değil yatırımcının devlete güvensizliğinden kaynaklanıyor.

Siz de Yorum Yapın

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekiyor.

WP Theme & Icons by N.Design Studio
Yönetim Entries RSS Comments RSS Giriş